31 Aralık 2016 Cumartesi

Elveda 2016


Merhaba! Bi veda yazısı yazmadan 2016'yı bitirmek olmazdı sanırım.
Geçen seneki 2015'e veda yayınımı düşünüyorum çok lol kararlar almışım ve başlıktaki fotoya uygun olarak da hiç birine uymamışım:'D Biri hariç. BİR COSPLAY ETKİNLİĞİNE KATILDIM yeeeeeeeeyyyy 

Ama bu yıl gerçekten çok hızlı geçti ve geriye bakıp düşününce hiçbir şey yapmadığımı fark ediyorum. Anime izlemedim pek, manga okudum galiba, webtoon falan da okudum aslında. Onları yorumlamak isterdim ama aah ah okuduğum kitapları da pek yazamadım ki. Hala aylardan beri taslaklarda duran Miracle in cell no7 şeysini yazamadım. Bir de bu yıl aşırı az da kitap okudum. Ya ben bu sene naptım ya.... Bloga da çok az yorum girdim...

Bu yıl gerek ülkemiz gerekse dünya için çok sarsıcı bir yıl oldu. Çok kayıplar verdik, çok acı çektik. Umarım 2017 daha masum geçer. Ne yazık ki elimizden gelen tek şey iyi dileklerde bulunmak. Çok kuru bir yazı oldu ama...

HERKESE MUTLU YILLAR DİLİYORUM VE AYRICA

SENİ YENİCEM 2017!!!!!!!!!!!!!!!!!!!





20 Aralık 2016 Salı

Teşekkür Ederim!


Benim minik Moka-chan'ım ve değerli Şevval bu tembel Atlantisli kıza blog tasarladılar. Gerçekten 2014'ten beri aynı temayı kullanıyordum değişen tek şey headerdı galiba.... AMA ARTIK ÖYLE DEĞİLLL. İkisine de çok çok teşekkür ederim. Benim gibi bir sorumsuzla bu işe giriştiler ve ortaya harikulade bir eser çıktı.
Gizlikpopfanlığımıdaöğrenmişoldunuz

Çok çok teşekkür ederim kızlar! Harikasınız :')

Edit: Çok kurcalayarak blogu 1 miktar bozmuş olabilirim... İnş bozulmamıştır......


25 Kasım 2016 Cuma

Neler oluyo

Selamlar biliyorum çok boşladım buraları ama inanın vaktim olmuyor olunca da hiçbir şey yapmak yazmak istemiyorum. Galiba yavaş yavaş ygs stresi kendini göstermeye başladı. Aslında her cuma giriuorum bloga bir şeyler yazıp yazıp taslağa kaydediyorum. O kadar fazla oldu ki taaaaa kaç ay önce miracle in cell no7 izlemiştim onun yorumu duruyor taslaklarda resim ekleyeceğim diye yayınlayamıyorum. Bi şeyler yazıyorum ama yayınlamıyorum kısacası konuşup konuşup kimsenin beni takmaması gibi bi şey jdjegcjdjjf Ayrıca 1 Kasımda telefonum bozuldu yeni telefon aldım tüm numaralar gitti ilk başta çok üzülmüştüm ama şuan umrumda olmuyor açıkçası çünkü zaten kimseyle konuşmuyormuşum onu fark ettim. Yeni telefon alınca farklı şeyler yapmaya başladım *webtoon okuyor*. Önceden sadece tabletten webtoon, manga, kitap falan okurdum şimdi ekran büyüyünce işlerimi bu telefondan halledebiliyorum ve okuması rahat oluyor. Mesela şuan bunu da telefondan yazıyorum hehehe Ayrıca whatsappı kullanmayı bıraktım. Line ve Kakaotalk kullanıyorum eğer kullanan varsa "victoriagrane" olarak beni ekleye

21 Ekim 2016 Cuma

Dizi Yorumu: Sukina Hito ga Iru Koto

Selamlar! Lütfen kayıtlara geçsin ilk defa bloga bir dizi yayını gireceğim. Dizi yorumu girmek çok zahmetli geliyordu genelde o yüzden kaçınıyordum ama vicdan yapmaya başladım. Dedim artık yeter gir şu yorumları Elif.

Bu diziyi aslında mydramalistte taaa ilk başladığı zamanlar listeye almıştım ama tam o zamanlar şu 15 temmuz şeysine denk geldi dizi mizi kaynadı gitti arada. Geçen gün oturdum sanki işim gücüm yok gibi 2 günde diziyi bitirdim. Ve diziye karı aşırı nötrüm. Sevmedim ama seviyo da olabilir. O kadar sevdiğim dizileri girmedim bloga bu kanserli dizinin yorumunu yapacağım.

Sukina Hito ga Iru Koto
A Girl & Three Sweethearts
10 bölüm
45 dakika

Şimdi size bişey anlatıp öyle diziyi tanıtacağım. Yaz tatilinde hangi ay hatırlamıyorum yaz aylarından birinde beklediğim her şey üst üste çıkmıştı HA HATIRLADIM ŞEY Orange live action çıktığında tam. Ben böyle aylardır Orange live action bekliyorum tam o hafta da animesi başlamıştı bi de Koe no Katachi'nin moviesi gelecek falan aman aman fangirllüğümün zirvesinde olduğum zamanlar tam. Orange'ın filmini izledim bilmiyorsanız söyleyeyim başrolde Yamazaki Kento var. Kendisi Death Note'un L'si, Shigatsu wa Kimi no Uso'nun Kouse Arima'sı. Ookami Shoujo to Kuro Ooji'nin Sata Kyouya'sı Another'daki Sakakibara'sı. KISACA hangi yapıma el atsam bu çocuk karşıma çıktı ve ben artık yeter moduna geçtim. Ama izlemeyi de katiyen kesmedim, oturdum özenle hepsini tek tek izledim sdhgfhshdfd Yalnız cidden Japonya'daki tek genç erkek aktör bu çocuk mu...............

24 Eylül 2016 Cumartesi

BLOGUMUN DOĞUM GÜNÜÜÜÜÜ


24 Eylül 2014'te açtığım blog maceram iki yıldır devam ediyor eheeye İlk başta sadece kitap blogu olsam da sonralardan yemek tarifi bile paylaştığım kişisel bir blog oldu çıktı. İki senedir beni destekleyen tüm blogger dostlarıma teşekkür ediyorum :') 

İlk defa mimlendiğimde -tıktık- sorulardan birine şöyle bir cevap vermiştim. Soru hangi mevsimi seviyorsunuzdu. Ben sonbahar diye cevaplayıp sebebini ise şöyle belirtmiştim. 

Hayalleri çağrıştırıyor. Sonbahar benim için kesinlikle hayallerim demek. Sanki hayallerimin peşinden, sararmış bir yaprağı takip ederek gideceğim gibime geliyor. Kim bilir belki öyle olur? 

O zamanlar bu cevabı tamamen içgüdüsel olarak yazmıştım. Ama şuan o kadar anlamlı geliyor ki. Bir sonbahar akşamında açtığım blogum cidden hayallerim adında bir ufak adım oldu. Buraya içimi döktüm, dert yandım, fangirllük yaptık hatta radyo yayını bile yaptım o zaman bile yalnız bırakmadınız beni. Sonra insatgrama yöneldim ama orası bana uygun değildi pek. İki yıl da orada kaldım ama yazın kapattım hesabı çünkü blogta daha mutluyum. 

23 Eylül 2016 Cuma

Lise Üzerine ve Dağınık Sohbetimsi Bişi


Selamlaaaaaaar! Nasılsınız? Okullar açıldı umarım hayatta kalabiliyorsunuzdur. Bu sene okula gitmediğim için okul yazılarınızı biraz da hasretle okudum. Kim ne derse desin lisede geçirdiğim o yılları çok özledim ben. 11. sınıfın ikinci döneminden beri okula gitmiyorum sanırım ve lisedeki o şapsal salak ortamı çok özledim bile. Sizi bilmiyorum ama benim lisedeki arkadaş ortamım güzeldi. Özellikle lisenin ilk 2 yılı mükemmel ötesiydi:D Eğleniyorduk ve ciddi manada günlerimiz üst sınıflara rezil olmakla geçiyordu. Okuldan kaçıp yakalanmamız ceza almamız.. O zamanlar bunlar çok korkutucu gelse de hepsinden şuan gülerek bahsediyoruz. Elbetteki pişmanlıklarımız, kavgalarımız oldu. Ama gerçekten güvenin bana lise bence en iyi öğrencilik hayatlarımızın dönemeci gibi bir şey. Çünkü tam 14-18 yaş arası kişiliğimiz davranışlarımızın belirlendiği zamanlar ve okuyacağımız üniversiteye, yaşamımızı etkileyecek(?) şeylerin başlangıcı lisenin sonu oluyor. Lisede ortaokuldan daha özgür, üniversiteden daha kısıtlısın. Herkes üniversite hayatı daha güzel diyor belki doğru olabilir ama üniversitede her şey ciddiye biniyor bence. Lisedeki gibi çocuksu tavırlarını orada sürdüremezsin sürdürsen bile hoş karşılanacağını sanmıyorum. Arkadaş arasında yine gır gır döner ama o lise koridorlarındaki HUAAAAAAAA seslerini üniversitede duyabileceğimi sanmıyorum hfgjdfjhj Hoş onu duymasam da olur onu. Bilmiyorum belki henüz yaşamadığım için ama üniversite fikri beni korkutuyor. Ama inşallah seneye bu vakitler buraya üniversite yazısı giriyor olurum dhbgjfgn. Neyse ne diyordum evet üniversite beni korkutuyor çünkü yetişkinliğe geçiş gibi bir şey üniv. Kendi paranı kazanman gereken zamanlar, iş telaşı, günlük hayattaki telaşların başlangıcı. Ve bu fikir beni cidden ürkütüyor. Büyümek istemiyorum galiba. Sonsuza kadar ailemin yanında kalamam bunu da biliyorum ama sorumluluk almak:DD:DD:D:D

Geçenlerde evde tek kaldığımı söylemiştim ya o zaman anladım tek başıma çok rahat yaşayabilirim ancak tembelliğimden dolayı ev temiz kalmıyor, ders çalışacağım yerde ful pc'de takılıyorum falan yani birisinin bana dur demesine ihtiyacım olduğunu da fark ettim. Annemlere göre ben çok özgürüm ve ailedeki evden gitme potansiyeline sahip tek kişi de benim. Annemler bunu akrabalar arasında bile konuşuyor yani. Abim üniversiteyi Ankara'da kazandı. Herkes bana soruyor annem ise o gider kendi ama abisi gidemez diyor:D Giderim annecim ama beni kim durduracak.................

güvenlık sebebiyle kaldırılan kısım

İşte üniveristeye geçmek istemiyorum. Sorumluluklarımdan titanikten kaçan insanlardan daha hızlı kaçıyorum. Ve şimdi şu da var. Ünv için dershanedeki herkes benden çok fazla şey bekliyor. Çünkü geçen sene dershane derecesiyle beraber çalışıyordum ve herkes bana onun kızı diyordu. Bu sene de hadı hadı onun kızısın yaparsın sen diye bende baskı oluşturuyorlar. Hocalar bile ismimi kullanmıyor direk onun kızı diyorlar..... Bu iş nereye varacak merak ediyorum ulan çocuk Türkiye'de dereceye girdi ben napacam jdghdfhıhjy Derece öğrencisi muamelesi görüyorum kısacası. Uyuyunca kesin gece çalıştığı için uyumamıştır, soru çözüyorum tenefüste bile soru çözüyor, çözemezsem omg nasıl çözemedi oluyor cidden anlayamıyorum. Ama olduğumuz iki üç test sonrası insanlar benim ne kadar mal biri olduğumu anladılar diye düşünüyorum çünkü o kadar saçma dikkat hataları yapıyorum kıi3x3'e 6 falan yazıyorum hep. Dikkat eksikliğim var ortaokuldan beri. Her sınav sonrası testleri kontrol ederken hatalarıma bakıp iç çekmekten sıkıldım çünkü bilmediğimden değil işlem hatasından gidiyorum hep.

Geçenlerde bi sınavımsı bi şey olmuştuk benim boşum yoktu hepsini yapmıştım. Ama yanlışım fazla çıktı ve herkes bana öyle bi bakış attı ki. O an çok kötü hissettim. Ağlamamak için zor tuttum kendimi. O bakışları hiç unutamayacağım sanırım..... İnsanlar aptal.

Ayrıca sınıfım sürekli bana laf atanlarla dolu çünkü 3 yıldır fen namına hiç bir şey görmediğim için fizik kimyada biraz zor oluyor anlamam. Dalga geçiyorlar ama biliyor musunuz hiç umrumda olmuyor. Galiba geçen seneki ben olsam çok pis bozulurdum ama o kadar umrumda olmuyor ki şuan ben de gülüp geçiyorum. İnsanlarla uğraşamazsınız ciddiyim ağzı olan konuşur çok lol ve lel.

Her neyse bu yayın fazla uzadı gibi umarım sıkılmadan okuyabilirsiniz.. Görüşürüz bir sonraki yayında ve okul için başarılar!

25 Ağustos 2016 Perşembe

Uyuyan Troll Uyandı


Aslında uyuyan güzel yapacaktım ama kendime güzel sıfatını yakıştırmayı sevmem. Çoook çok uzun zamandır yoktum buralarda. En son ne yazdığımı bile hatırlamıyorum gerçekten. Çok özür dilerim. Ama Temmuz'dan beridir ne yaptığımı bilmiyorum. Bi köye gittik geldik yine. Onun dışında pek bi ekşın yaşamadım. DİYECEKTİM Kİ AKLIMA GELDİ.

BAKIN NOLDU annemlerle köye gittik dedim ya 20 Ağustos'ta benim derslerim başlıyor diye eve ben erken geldim. Abimin de üniversite kaydı vardı o da benimle geldi. Babamlar da anneannemlerde kaldı işte. Biz Burdur'dan Ankara otobüsüne bindik. Yolculuğumuzun ilk 4 saati falan güzel gidiyordu. Sonra Sivrihisar yakınlarında bi petrol ofisinde durduk. O sıra abim indi lavaboya gitti geldi. 3-4 saat sonra falan da Ankara'ya geldik. Geldik gelmesine de ABİM CÜZDANINI DÜŞÜRMÜŞ PETROL OFİSİNDE. Araba bi durdu abim Elif cüzdan yok dedi. Ne diyosun abi şaka yapma falan dedim ama abime bi baktım ağladı ağlayacak. Otobüsün her yerine baktık muavine sorduk şoföre sorduk yok........ Allahtan paraların birazı bende duruyordu ama abimin kendi 200 lirası, kimliği, ankara kartı falan hepsi gitti. ertesi gün de üniversite kaydı vardı kaldı mı kimliksiz. Daha Ankara'ya varır varmaz annemlersiz yaşam pek yolunda gitmedi. İşte baya aştide oyalandıktan sonra eve geldik. Zırlaya zırlaya o gün geçti. Neyse ki ertesi gün gitti kimlik çıkardı kendine sağ salim ünv kaydını da tamamladı....

AMA zor günler şimdi başladı çünkü ben ve yemek yapma kabiliyetlerim ile 1 haftadır iyi bile dayandık bnec. İlk gün bezelye yemeği yaptım ayıptır söylemesi çok da güzel oldu vallahi. Bezelye yemeği bitince makarna yaptık klasik hdsghfdfgjdf. Sonra marketten hazır köfte falan derken GALİBA 3 GÜNDÜR YEMEK YEMİYORUM BEN. Dershaneye giderken kendime beslenme hazırlıyorum. Pilav, sandviç türünden pratik şeyler yapıyorum. Öünkü 9 saat açımdan ölürüm. öğle arasında dışarı çıkıyorlar ama ben sevmiyorum kalabalığı. Neyse işte sabah beslenme(?) götürüyorum ama akşam eve gelince ki saat 7 falan oluyor. O kadar zor geliyor ki yemek yapması.... Bi şey yemiyom valla üşengeçliğimden.. Abim de idare ediyo galiba bilmiyom yazık günah derslerden onunla da konuşamıyorum. Evi dağıtmasa iyi 1 çocuk olabilirdi.

İşte 1 haftalık hayat mücadelemi anlattım şimdi sıra haberlerde.
SONUNDA AYLARDIR beklediğim Park Bo Gum'un dizisi Moonlight Drawn by Cloud çıktı şükür yarabbim sonunda. Ama tam derslerimle aynı zamanda başladı. Ben de gece kalkıyorum. 3'ten 5'e kadar çalışıp 5'ten 6'ya kadar dizi izliyorum. Biraz uyuyup 8 de geri kalkıp dershaneye gidiyorum böyle de saçma bi düzen kurdum.

Diziden efsanevi fragman djhdjdjd

Dizi yorumuna gelince daha ilk iki bölüm yayınlandı VE BIR BO GUM FANI OLARAK KENDİMİ KAYBETTIM. Şimdi size kore geçmişimden bahsedeceğim. Her şey Ranao'nun bana Reply 88 izletmesi ile başladı... İlk orada gördüm gönlümün efendisini. Başka kimseye de bakmadım bugüne kadar enwgkfkdkf Kim taehyung hariç. İkisi benim idollerim. Neyse işte diziden bahsediyordum.

Sadece 1 kore dizisi izlediğim için kıyaslama yapamıyorum ama konusunu klişe buldum. Kız var oğlan kılığına giriyor falan ama kız da bi kız yani. Onu erkek sanan da maldır artık. Bi de makyaj yapıyor hunharca ben bile daha erkeğim bu kısacık saçlara o derece. Ama Bo Gum'un oyunculuğu mimikleri falan her şeyi diziyi ele geçiriyor. AMA BIRDEN ikinci oğlan diziye girdi. Benimki mutsuz olacak diye aklım çıkıyor valla. Nolur yapmayın :ccccc 

Galiba bahsedeceklerim bu kadardı. Umarım arayı bu kadar açmam bir daha... Kendinize dikkat ediiiin!

21 Temmuz 2016 Perşembe

Dost mu Düşman mı?


Aslında bambaşka bir şey yazmak için bloga girmiştim ama elimde telefon bilgisayar önünde birisiyle konuşurken yazacağım olay olunca dedim hadi Elif dök içini bloguna.

Şimdi benim dostum dediğim bi arkadaşım var. 3 yıldır iyi kötü sağ olsun her yaşadığım olayda yanımda olmuştur. Azerbayca'da yaşadığı için de ancak telefondan görüşebiliyoruz. Bir de benden 2 yaş büyük işte. Bana hep abi şefkatiyle davrandı hani bazen ergence sinirlere kapıldığımda beni o sakinleştirirdi falan ama 3-4 AYDIR O TANIDIĞIM İNSAN GİTTİ YERİNE BAMBAŞKA BİR İNSAN GELDİ. Sürekli beni eleştiriyor ve yaptıklarımı çocukça buluyor. Sığ ve basit olmakla nitelendiriyor. Ya en son yazdığım manga yorumundaki Annarasumanara'yı ona da okuttum sevebileceğini düşünüp bana resmen "bunu ancak sığ insanlar beğenir ben bunun üzerindeyim" türünden şeylerdi. Bir de okuyup yanlış yola saptığın için eyvallah türünden şeyler dedi. Şok oldum gerçekten orda elimde telefonla kalakaldım. Bana geçen haftalarda sana iki seçenek sunacağım sonra rahat bırakacağım dedi. Buyur dedim 1. seçenek onu dinleyecekmişim ve bazı şeyleri bırakıp yeniliğe açılacakmışım. 2. seçenek ise kendi doğrularımla kendi yolumda ilerleyecekmişim. Tabi ki 2. yolu seçtim. Karakter olarak zaten kendi doğrularımla ilerleyen biriyim. Gerektiğinde elbet büyüklerimin başkalarının sözünü dinlerim ama tamamen başkasının yolundan ilerleyemem. Ya o kadar sinirleniyorum ki yazarken bile klavyeden TAK TAK sesleri geliyor....

Artık konuşamaz oldum onunla her 10 lafından 9'u iğneleyici laflar. Sen böyle gidersen hata yapacaksın, demedi deme, hep izlediğin animeler etkiliyor. Zaten geçen yıldan beri izlediğim animelere laf ediyordu saçma vakit kaybı diye. Anlatamıyorum hani dediklerimi geçersiz bahaneler olarak görüyor. Hatta geçen gün sokak felsefeleriyle gelme bana dedi. Sanki hepimizin düşüncesi yanlış bi onun ki doğru. Bugün de beni bu kadar sinirlendiren şey egoistlik taslaması oldu. Zekiyim ben IQ'um yüksek falan şeyleri diyordu. Ben de bi kaç şey dedim. O da "Zekiysem alçakgönüllülük yapamam" falan dedi. Sonra espri olduğunu söyledi ciddi değildim falan dedi ama görmeliydiniz sanki ciddi de ben kızınca şakaya vurmuş gibiydi. Sonra tekrar başladı senin faceni twiterinı da biliyoruz ful boş gereksiz şeylerle dolu diye. Ve en hiç bir şey demedim. Gerçekten o an o kadar sinirliydim ki. Zevklerime saygı duymuyor, iki de bir beni eleştiriyor, sadece kendi fikirleri doğru gibi davranıyor. 3 yılın hatırı olmasa konuşmayı bile keserdim. Ama işte dostum olunca yapamıyorum. Ama olmaz olsun dedirtiyor bazen. "Senin iyiliğin için söylüyorum" adı altında giydiriyor resmen. Hani konuşursun falan ama tüm konuşma böyle olunca cidden artık katlanamıyorum. İtiraz edince de "Değiştin sen, gerçekleri söylemem rahatsız ediyor, sen de sıradan insanlar gibi olma diye diyorum, hep sevdiğimden" türünden şeyler diyor.

Cidden artık çok bunaldım. Sana Ne diyemediğim için içime atıyorum. Herkes boşver gitsin diyor ama öyle biri değil hani şu 3-4 ayı saymazsak benim en değerli dostlarımdan biri. Napacağımı bilmiyorum. Artık onunla konuşmak bile istemiyorum. Çıldırtıyor beni........

5 ay sonradan gelen edit: Sorunumuz halloldu ehueueheue. Canım arkadaşım seni seviyom. 




14 Temmuz 2016 Perşembe

notkerenot

Köyden iki gün önce döndük ve ben iki günde odamdan hiç çıkmayıp tablet-telefon arası gidip geldim. Anime izledim hunharca manga okudum. Gram ders çalışmadım. Ders çalışan varsa allahın cezası UTANMIYOR MUSUN YAZ TATİLİNDE DERS ÇALIŞMAYA. Bırak o kitabı hadi gel anime izleyelim. 

Manga Tavsiyesi "Annarasumanara"


Selamlar! Bugün evde kaplumbağa şeklinde yatarken aklıma birden uzun zamandır okumayı planladığım manhwayı okumak geldi. VE AKLIMI SEVEYİM İYİ Kİ DE OKUMUŞUM.

Annarasumanara şuana kadar okuduğum en iyi mangalardan biri diyebilirim. Toplam 27 bölümcük bir şey ama sizi o kadar derine çekip etkiliyor ki........... Kısaca konusundan bahsedecek olursam bir kız var -Çok özür dilerim korece isim olduğu için aklımda kalmıyor :')- bu kız aşırı fakir ama dersleri çok iyi. Bu kızın annesi onları çocukken terk etmiş çünkü kızın babasının bir sürü borcu varmış. Zaten babaları da kızlla yaşamıyor. ZAVALLI KIZ hem kardeşine hem de kendisine bakıyor :'(( Sonra bunun sıra arkadaşı var sosis kafalı bir çocuk. Bu çocuk da aşırı çalışkan zengin böyle. Ama iyi çocuk seviyom onu ben. Sonra bi de şehirdeki kapatılmış bir sirkte yaşayan herkesin deli dediği gerçek sihir yaptığını iddia eden bir sihirbazımız var. Bu sihirbaz çok gizemli ve yakışıklı. İnsanları ortadan kaybedebiliyor. Ve sihire başlamadan önce de herkese sorduğu bir şey var;


Manganın çizimleri o kadar güzel ki gözlerimi tablete yapıştırmak istedim ve okurken her sahneyi ss aldım......................... Mangayı nasıl yorumlamam gerektiğini de bilmiyorum çünkü aşırı sevdim hghgffhgj

Mangadaki kızımız fakir olduğu için hayata çok gerçekci bakıyor. Bir an önce yetişkin olmalıyım para kazanmalıyım olarak. O yüzden sihirbazla tanışınca ona çok kızıyor. Sorumsuz bir yetişkin olduğunu bi iş kurması gerektiği falan söylüyor. Ama sihirbaz da tam tersi toplumdaki baskı ve kalıplara uymayarak kendi yolundan ilerleyen birisi. Bu yüzden herkes ona deli damgası vuruyor. 

Yani sihirbaz aslında yetişkinlikten kaçan bir çocuk gibi. Ya bakın gerçekten gidin mangayı okuyun çünkü bahsedeceğim şeyleri önceden bilirseniz manganın etkisi ortadan kayboluyor. Shoujo veya shounen değil ki yorumlayabileyim....


Bakın sosis kafalı çocuk bu dfhjghvkgsfghukvbchfgdhkjgfdkhj Manhwa boyunca kahkaha attım buna çünkü aşırı komik çizildiği yerler vardı. Ama mangadaki en önemli karakter bu şahıştı. Çünkü inanılmaz bi karakter değişimi geçiriyor ve sonradan çocuğun neden kafasının böyle olduğunu anlıyorsunuz. Ve harika bir detay olmuş. Mangakaya aşırı saygı duydum. Ayrıca annarasumanara bizdeki hokus pokus veya abra kadabra gibi bir şey. Sihirbazımız sihir yaparken bu sözcüğü kullanıyor.

HA bu arada kızımız küçükken sihirbaz olmak istiyormuş ama sonralardan sihiri çok aptalca buluyor çünkü gerçekliğe kapılmış bi şekilde ileriliyor ama yakışıklı sihirbazımız onun da çaresini buluyor ;)) Böyle dedim ya mangaka romantizm var sanmayın. Yok çünkü. Mangada hayaller, hedefler ve sihir var.


YA GİDİN OKUYUN NOLUR ben çok etkilendim çünkü mangada işlenen konu benim uzun zamandır üzerimde düşündüğüm bir konuydu. Yetişkin olmak ve hayatın sıkıcı düzeninde akıp gitmek. Toplumdaki belli kalıplarla yaşamıma devam etmek hayatımda istediğim en son şeylerden biri. 20 yıl sonra evden işe işten eve bir tip olursam her şeyimi kaybederim gibime geliyor. Yaşama sevincimi kaybetmek ve monoton olmak istemiyorum.

Büyüyünce Sihirbaz olmaya karar verdim. Çünkü;
SİHİRE İNANIYORUM.







2 Temmuz 2016 Cumartesi

NEDenn


Bi şey var gibi gittim ismimi değiştirdim -google+da- soyadımı burda yanlışıkla kullanmaya başladım aslında başlarda bilenler biliyordur Atlantisli'ydi hep sonralardan yanlışlıkla ikinci google hesabı diye birincinin ismini değiştirmiştim ve BOM Elif Kara'ya dönüverdim. Sonra değiştirmeyi unuttum. Bugün de tamam artık soyadımı kaldırayım dedim ve DÜNYANIN EN SAÇMA İSİM SOYISIM kombini gerçekleşti. Elif Lamora....... Lamora şeysini seviyorum facede falan da soyadım Lamora ama ismim Elif değil işte. Burda mal gibi bi isim türkçe bi isim ingilizce salak saçma bi isim oldu. Pişmanım...... Aslında isim değiştirmekten nefret ederim nNEDEn böyle bir şey yaptım ki..... Kendime anlam veremiyorum....
Kim bilir ne zaman sayın google+cı abiler ismimi değiştirmeme izin verirler......

29 Haziran 2016 Çarşamba

HALP!


Selamlar! Direk konuya gireceğim hani anime ve japoncayla ilgili olan herkesin 1 kere de olsa ziyaret ettiği site var ya hani. LearNihongo'dan bahsediyorum. Uzun zamandır buradan ve Memrise'dan japonca çalışıyordum. Sonra dedim ki kitapları da alsam mı ki... İçeriğini inceledim ve gayet de faydalı buldum. Sipariş şeysini yaptımm ve bugün de havaleyi yaparak siparişi tamamladım umarım güzel şeyler olur. Umutluyummmm. Tek sorun bayram tatilinde ptt'lerin kapalıu olması :'))) ACaba postamın akıbeti ne olacak :'))) 

AMA ASIL DEĞİNMEK İSTEDİĞİM NOKTA bayramda köye gidecek oluşumuz... Hatırlarsanız geçen sene şu tür diyaloglara maruz kalmıştım. Ki bu zaman sadece 3-4 kuzenim vardı. AMA ŞUAN TAM '' kişi olacağız ve bilin bakalım en büyük kim :) Çocuklar kime emanet :) Kim çocukları parka götürecek :) BEN! Çocuklardan nefret ötesi nefret ediyorum. Annem de bu sabah gelmiş "Sakın kuzenlerine laf söz etme zaten onlar çok çabuk soğuyorlar" dedi . Ben de AYYY GÖTÜM dedim çok afedersiniz ama sanki ben onlara ayılıp bayılıyorum.... Yılda bir kere gördüğüm insanlar tövbe ya konuşmuyorum etmiyorum. Ortanca kuzenim teoga girmiş annem arayıp başarılar dile dedi. Ben de napıyım anne falan dedim o zaman zaten adım şerefsiz hain evlada çıkmıştı.... Belki çok katı olduğumu düşünüyorsunuzdur ama cidden çocuklara katlanamıyorum....

Dün de annem iftara misafir aldı 14 kişi :'D 42 farklı boyutlarda  Tabak :'D 42 çatal bıçak kaşık :'D VE BULAŞIĞI YIKAYAN TEK KİŞİ :'D evet ben....... Dün tüm gece bulaşık yıkadım sinir krizleri geçire geçire... Hayır yerken birlikte yedik de neden yıkamada sadece ben??? Yemesini biliyosanız bulaşıkta da gelin yardım edin ay fenalık geldi. Bir de misafir çocuğu vardı allahtan sessiz sakin aklı başında bi kızdı *aferin evlat* ben bulaşık yıkarken yanımda bekledi. Ama gel gelelim ben bu durumdan nefret ederim. Ben mutfakta iş yaparken yanımda boş boş birinin durmasına aşırı sinir olurum. Ya yardım etsin ya da mutfaktan çıksın gitsin. Sinirlerim bozuluyo ya..... Kıza da aşırı ciddi bi ses tonuyla "İş yaparken yanımda birinin durmasından nefret ederim" dedim. Kız bi kaldı "E.. e.." falan oldu sonra çok üzüldüm ŞAKA YAPTIM YA HHEHRHE :D dedim sonra şeyliğim tuttu "Belki de yapmamışımdır" dedim jdmdbdkkfnfb Sonra yine şaka yaaeee falan yaptım kız galiba orada bana ruh hastası damgası yapıştırmıştır Allah affetsin.....

Kısaca köye gitmek istemiyorum ağlayacaym galiba... Gideceğimiz yeri çok çok seviyorum ama kalabalık..... OOF of.

Edit: AYRICABUYAZINEDENKIRMIZI?

Edit2: Ciddiyim yazı siyah olmuyor????? Neden..?

Edit 3: şİMDİ DE MOR OLDU......??

EDİT 4: pes ediyorum. Sen kazandın Blogger...



28 Haziran 2016 Salı

Hmmm


 Niye herkes bloguna değişik şeyler yapmış :)
Nasıl yapıyosunuz :)
Ben ayladır aynı temayı kullanıyorum :)
Yaz geldi diye tema mı değiştirdiniz :)

ÜZÜLME canım blog temam ben seni yazın da seviyorum *pc'ye sarılır*





Sevilesi Anime Op, "Endingleri(?)" ve Ost'leri

YA ARKADAŞLAR animelerin giriş müziklerine ne diyorsunuz valla ben bi şey demiyormuşum onu farkettim. Zira başlıkta baya bi zorluk çektim. Op diyesim geliyor opening demeye dönmüyor... Hadi tamam openinngi op la hallettim ending diye bi şey var mı varsa da end diye kısaltılabilir mi? Ben kısalttım çünkü yoktuysa da artık var.

Neyse sakinim biraz hareketli bir giriş oldu.....Özr dlrm...
Aslında film yorumu yapmak için gelmiştim ama birden yayını değiştirdim Allah affetsin..


Higurashi no Naku Koro ni End -galiba- (Anata wa)

Higurashi no naku koro ni'nin yanlış bilmiyorsam endingiydi galiba bu. Animeyi izleyemedim maalesef ama çok izlemek istiyorum. Bunu da whatsapptan birisi atmıştı güzel bi parça diye. Galiba endingti... İnş end'dir yani ne diyim

Bu şarkının girişindeki "Aanata waa ima doko de nani" diye girişi aşırı hoşuma gidiyor çok yumuşak bi ses *w*


Fairy Tail Zero Op 1

Fairy Tail Zero'ya ait bir opening. İlk duyduğumda bu ne böyle öeğ diyip geçtiğim ama bir kez dinledikten sonra nakaratındaki melodiye ve sözlerine aşık olduğum op... Gerçekten sevdiğim sayılı oplardan galiba.


Fairy Tail Ending 14 (We're Stars)

Madem Fairy Tail dedim bu endingi eklemesem olmazdı. Normalde endingleri izlemem hep atlarım ve sıradaki bölüme geçerim. Haliyle bunu da atlamıştım ama sonradan bir arkadaşımla sohbet ederken o dedi "Olm şu ending harika değil mi eheueh" modundaydı. Ben de "Ne diyo bu" diye bakarken.... bununla karşılaştım. Cidden göstermese böyle harika bi parçayı kaçıracaktım :-:


Deadman Wonderland Op (Fade -One Reason)

Ya işte bunu çok çok seviyorum! O hareketli rock girişi ile ilk dinleyişte aşık olduğum opening... Fazla söze gerek yok :')) Bunun mangası da çok güzeldi ve benim mangayı yorumladığım yayın hala taslaklarda... ÖZür dilerim :'llllll


Zankyou no Terror Ost (VON)

Zankyou No Terror OST (Bless)

Pop Etc- Is ve tabi ki Zankyou no Terror

Buraya Zankyou no Terror'un tüm ostlerini op ve endini koymak isterdim. Cidden hepsi benim için çok çok değerli müzikler. Ne zaman sevinsem üzülsem veya ruh halim belirsiz olsa yukarıdaki 3 parçayı dinlerim ve rahatlarım. Hele Bless Etkisi denilen bir şey olduğunu düşünüyorum... Sözsüz olması da buna en büyük artısı galiba. DİNLEYİNnn

Death Note Op (The World)

Coverıydı şuyuydu buyuydu derken orjinal videoyu bulamadım... Artık Death Note ile uğraşmayı bıraksınlar lütfen tamam harika bir anime ama yeter.. Cidden... Tekrar tekrar değişik versiyonlarını izlemektek sıkıldım. Yok hollywood versiyonu yok 720p yok çin filmi YTEEEEEEER

Neyse ne diyordum bu op da çok hoşuma gidiyor lakin bi 5 yıldır dinlememe rağmen hala ezberleyemedim çok karışık gibime geliyor :'D Yıllardır HİROGARU YAhgsajhsgfjsgd diyip kalıyorum gerisi yok.....

Naruto Shippuden Op 1 (Hero's Come Back)

Naruto Shippuden Op 3 (Blue Bird)

Naruto OST (Sadness and Sarrow)

Naruto gibi efsaneleşmiş serilerden de bir ponçik bahsetmesem olmazdı. Shippuden op1'i seviyorum çünkü o Naruto'nun büyüdüğü halinin ilk müziği yani ilk izlediğimde Naruto'nun büyüdüğünü görüp onunla gurur duymuştum ve gözlerim gerçekten dolmuştu :'))

Sadness and Sarrow da o hesap. Naruto'nun geçmişi beni hep üzmüştür o yüzden bu müzik çok kalbime dokunuyor :'c

Gintama OST (Disciple of Shoyo)

CaNIM.. YANIyor.....


Gintama Op 4 (Does- Know Know Know-

YES I KNOW KNOW KNOW BOKURA WAA- hah tamam sakinim... ya Ama bu op fazlasıyla mükemmel. Zaten Does'ın söylediği diğer oplar da harikaydı ama bu ayrı güzel.


Pandora Hearts OST (Lacie's Melody)
Kapanışı bu harika iç burkan melodiyle yapayım dedim... Geceleri dinleyince ayrı bi etki yapıyor :C

YA BAHSETMEK İSTEDİĞİM O KADAR ÇOK OP EMD OST VARMIŞ Kİ ŞUAN FARK EDİYORUM.... Galiba ara ara böyle yayınlar yapmam lazımmış.... Neyse tatil geldi yazarım artık :')) Çünkü martta nisan da falan sadece 1)BİR) yayın girmişim hoş değil yani.














21 Haziran 2016 Salı

Anime Yorumu: Cowboy BeBop!


Selamlaaar! Ay resmen ayda bir yayın girer oldum valla ağlıcam.. Ama derslerimin bitmesine son 3 gün sonra inş hep buralardayım. Geçen yazki aktif bloggerlığıma ve saçma yazılarıma devam edeceğimmm

Şimdi hatırlarsanız ben Code Geass'tan sonra büyük travmalar geçirip animleri bırakmıştım YALAN OLDU O İŞ Hayvan gibi gittim izledim yeni anime fhghjgh. AMA benim suçum yok çünkü çook uzun zamandır bu animeyi izlemek istiyordum. Sonunda aman be bi daha mı gelecez dünyaya dedim ve başladım.

Öncelikle yayını okurken şu müziği bi açın. Bu müzik animede 5. bölüm müydü 6 mıydı ne öyle bi yerlerde çalıyor ama o kadar insanın içine işleyen bi melodisi var ki.. Bilmiyorum sadece bana öyle gelmiştir belki ama dinlerken çok uzaklara gidiyorum. 


Şimdi sevdiğim şeyleri yorumlamakta çok kötü olduğumu biliyorsunuzdur. İnsan sevdiği şeylere kelimler yetiremez(?) -Böyle bi kelime var mı bilmiyorum yoksa da az önce Türkçe'ye yeni bi kelime kazandırdım olyy ben-  O yüzden yorumlama değil de düşüncelerimi aktardığım bi yazı olması ümidiyle başlıyorum yayına.

Hani bazı filmler, kitaplar ve animler olur izlerken çook çok farkli hissedersiniz. Üzerine kaç anime izleseniz de o animeyi izleyince evinize dönmüş gibi hissedersiniz. İşte Cowboy BeBop benim için öyle hisler uyandırdı. Animede geçen karakterleri o kadar benimsedim ki onları tanıyormuş gibi hissettim..... Animenin gerek karakterleri gerekse müzikleri o kadar güzel ki. Hepsi özel olarak seçilmiş gibi.  Hele finalden iki bölüm önce bi sahnede bi şarkı çalıyorlar şimdi onu vermeyeyim spo olmasın allah allah çok harika :'((((

*FANGİRLS SCREAM*

ŞU TİPE BAKAR MISINIZ ÇILDIRMAMAK ELDE DEĞİL YEŞİL SAÇLI KIRMIZI GÖZLÜM  <333 Spike ana karakterlerden biriydi ve tabi ki benim gönlümü fethetti. Marslı çılgın uzay kovboyumuz. O umursamaz tavırları, karizma bakışları, dövüş stili, takım elbisesi, sigara içişi, kırmızı gözl- tamam sakinim........ Ve her şeyden öenmlisi sevdiği kadına olan bağlılığı.. Dışarıdan o kadar sakin cool görünse de içinde fırtınalar koopan bir anime karakteri daha.. Çok üzülüyorum böylelerine ya... Animede Spike'ın geçmişini sadece son bölümde öğreniyoruz bi de aralarda çıkan flasbackler var onun dışında tam bir sır küpü.



Bir diğer favori karakterim ise ED! Tüm anime boyunca kız mı erkek mi diye fikir yürüttüğüm karakter fhjgfhj. Kız olduğunu diyorlar ama bi bölümde erkek muhabbeti geçiyor :'D Sevilesi bilgisayar dahisi. Koca ada da tek başına duruyordu bu ya kıyamam.. Seri boyunca öne çıkmasını istediğim karakterdi SONRA ÇIKTI ALLAH BELAMI VERDİ.... Neyse sakinim..............

Bu arada o kadar konuşup animenin konusu hakkında hiç bilgi vermemiş oluşum :< Anime 2071'de geçiyor. Böyle teknoloji uçmuş allahuekber seviyesinde bir sürü şey var yürüyen uçak falam. Cowboy Bebop da bir uzay gemisi. Tayfası da Jet ve Spike. Beylerimiz kelle avcılığı yani uzaydaki suçluluları yakalayarak geçiniyorlar. Bu ikiliye daha sonra bir köpek, bir kadın ve bir çocuk dahil oluyor. Tamam konu bu kadar şimdi fangörllemeye devam

ehehehehe :D Gif :D eheheh :D 

Bu arada anime mutlu bir anime değil arkadaşlar. Zaten final bölümüne yaklaştıkça fark ediyorsunuz. Ben bunu bilerek başladım. Duygu yüklü bölümleri izlerken "Aha normal bölümler böyleyse finalde ağzımıza edecekler" diye düşünüyordum. Ama öyle ollmadı FİNAL BÖLÜMÜ BENİM İÇİN TAM BİR HAYAL KIRIKLIĞIYDI. On 3 dakika hariç. Sonunda yazan yazı hayatımdan 246745346 sene çaldı..... Yani o kadar yüzeysel geldi ki bana her şey oldu bittiye gelmişti resmen. Tüm hevesim kursağımda kaldı. Yani animenin en duygusal olmasını beklediğim ve AŞIRI DUYGUSAL OLMASI GEREKEN SAHNELER varken nasıl o kadar duygusuz bi bölüm oldu cidden aklım almıyor. Çıldırıcam............

Her şeye rağmen şuan favori animelerim arasına girdi. Müzikleri ve bölüm sonlarındaki "See you Space Cowboy" türevi notlar ile kalbime dokunan, endingi ile ise ayrı uçuran bi animeydi. Vaktiniz varsa lütfen izleyin pişman olmazsınız... AYRICA harika fanartlar var ama spo olacak diye paylaşamıyorum :'cccc İzleyin gelin paylaşayım ndjfjckkf
 Neyse

"SEE YOU SPACE COWBOY"








8 Haziran 2016 Çarşamba

:_:


Selamlar! Yine çok çok çok çok çok fazla ara verdim biliyorum. Ya resmen blogla ilgilenemez oldum. Okulu bıraktığımı söylemiştim. Dershane çok vaktimi alıyor. Cidden sabah 10 akşam 8.30 aşırı yoruluyorum. Bırakın blogu evde oturacak zamanım olmuyor. Ama bilmiyorum çalışmalarımın karşılığı alıyor gibiyim. Dershanedeki öteki öğrencileri ben benden daha iyi zannediyordum ama o kadar da değillermiş. Ben hatta daha çok konu biliyorum onların şimdi çözmeye başladığı kitapları ben bitirdim sayılır eheheh Ama işte onların temelleri var benim o yok. Ben daha yeni yeni çalışmaya başladım o beni geriye düşüyor. Neyse derslerden bahsetmek istemiyorum zira bunaldım.

Ramazan geldi ya ona da şaşırıyorum hayır ne ara geldi ne ara oruç tutmaya başladık cidden anlam veremiyorum ve aklıma sürekli geçen yaz tatili geliyor. Geçen yaz tatilinde ramazan ayı çok güzel geçmişti. Hem güzeldi hem vukaatlıydı. Aslına bakarsanız geçen yıl bahar ve yaz dönemim çok ekşınlıydı. İki iç gündür sürekli aklıma o zamanlar geliyor. Bu durumdan da pek hoşnut değilim. Sürekli geçmişi hatırlamayı sevmiyorum. Ben de buruk bi etki yaratıyor ve sanki sürekli geçmişte kalıyormuşum gibi hissediyorum. Hep o zamanlardaymışım ileriye hiç bakamıyorum gibi. Geçmiş zamanı arkama alıp geleceğe daha emin bakmalıyım galiba. Ama maalesef bunu pek başaramıyorum Yaşantımın illa belirli dönemlerinde eski zamanları hatırlıyorum. "Ah geçen sene bu vakitler şunu yapıyordum, eskiden şöyle olurdu" gibi anılar boğuyor ve içimi hüzün kaplıyor. Belki de o zamanları bir daha yaşayamayacağımı bilmem beni etkileyen şeydir. Biliyorum inşallah daha önümde yeni anılar edineceğim günler olacak ama geçmiş hep bi yerde duruyor ve kurtulamıyorum.

Şimdi bundan bahsedince de aklıma seneye düşeceğim durum geldi. Şuan ki dershanem de kendi dönemimdeki kimseyle anlaşamıyorum yani geçen seneki sınıf arkadaşlarım oluyor onlar da. Dershanede hepimiz alan seçince ayrıldık ama önceden beraberdik ve anlaşamazdık. Seneye de ben tek tm öğrencisi olduğum için ortak derslerimiz olacak... Şimdiden gergin dakikalar geçiyor aramızda seneye :'DDDDDDD Şuan ki tüm tanıdıklarım mezun ve 12. sınıf yani 2 hafta sonra hepsi gidecek... Ona da çok üzülüyorum. Onlara alışmıştım......


Ama yine de mutluyum! Uzun zamandır eskisi kadar üzülmedim veya dertlenmedim. Arada olsa da uzun sürmüyor. Şu okul değiştirdiğim zamanları hatırlıyorum da... 1-2 ay bunalımda kalmıştım galiba. Şuan kötü hissettiğim zamanlar olunca hemen toparlanıyorum ve aklıma hedefim geliyor. Çok çok zor bi hedef ama mücadele vereceğim ve umutsuzluğa yer veremem. Çünkü biliyorum bi kez umutsuzluğun o pençesine düşersem bir daha kurtulamam.  Beni zorlu günler bekliyor. Şu zamana kadar yattım durdum artık çalışma vakti :'D 

YAKINDA GELECEĞİM DİKKAT EDİN KENDİNİZEEEE




17 Mayıs 2016 Salı

Kötülük Çiçekleri ve Charles Baudelaire [Les Fleurs Du Mal]

Selamlar! Söz verdiğim gibi işte geldim burdayım ben bu işte ustayım lalalalla falan filan. Aslında çok ciddili şeyler yazacaktım bu giriş pek uymadı ama olsun......... Öncelikle fark ettiniz mi bilmiyorum "Kitap Yorumu" veya "Kitap Tavsiyesi" başlığı altında girmedim yayını. Çünkü bu sefer kitabı yorumlamayacağım, eseri inceleyeceğiz.

Şimdi şöyle ben geçen haftaydı galiba myanimelist'e geziyordum orada Aku no Hana adlı animeyi gördüm. Taaa yaz tatilinden beri merak ettiğim bi animeydi ama ne yazık ki animeleri bırakmış olduğumdan izlemedim. Youtube'dan videolarına bakarken ana karakterin sürekli bu kitaptan alıntı yaptığını, anime için hazırlanmış videolarda sürekli Aku no Hana yani Kötülük Çiçekleri'nden alıntı yaptıklarını gördüm. Ve merak edip araştırdım hemen o gece mangasını okuyup ertesi gün de bahsi geçen eseri aldım.

Ben kitabı Varlık Yayınları'ndan aldım. İş bankası da çıkarmış Hasan Ali Yücel Klasiklerinden ama onu pek tavsiye etmedi kitapçı abi zaten çevirileri karşılaştırınca Varlık daha çok hoşuma gitti ayrıca bunda İş Bankası'nda bulunmayan kitaba dair açıklamalar var sonunda. Yazarın kitap için tasarladığı önsözler ve şiirlerde geçen karakterlerin açıklamaları var. Baudelaire sembolist bir şair olduğu için şiirlerinde bir çok karaktere rastlıyoruz -mitolojik vs-

Baştan diyeyim ben şiir okumayı sevemem. Hele Özdemir Asaf, Nazım Hikmet falan bana çok bayat gelir. Edebiyatta ikinci yeni olarak adlandırılan şair grubunu bir türlü sevemiyorum çok yapay geliyor ya ne bileyim... Estetikten yoksun duygu eksik falan -Şaka bir yana şuan aşırı gömdüm şairleri Allah affetsin...- Ben daha çok Necip Fazıl, Yahya Kemal Beyatlı, Mehmet Akif gibi daha "konulu(?)" şiir yazan şairleri seviyorum. Bu sebeple Baudelaire'e bu kadar taktım kafayı. Bu arada Baudelaire "Bodler" diye okunuyor yanlış okumayın ona göre 'v' 

İlk olarak şairimiz kim oradan başlayalım. Sizlere sıkıcı kitap bilgileri vermeyeceğim merak etmeyin. Baudelaire 1821-1867 yılları arasında yaşamış önemli Fransız şairlerinden biridir. Mutsuz bir çocukluk geçirmiş, babası o küçük yaştayken ölmüş annesi başkasıyla evlenmiş falan tam Türk dram dizi. Çok bohem bi yaşam tarzı sürmüş ki zaten bunu eserlerinde çok fazla hissediyorsunuz. birazdan örnek şiir paylaşacağım kitaptan. Kitap çıkarında daha da karmaşıklaşmış hayatı. Çok fazla tepki almış, yasaklanan şiirleri olmuş. İntihara da kalkışmış ve sonunda 46 yaşında Frengi mi ne öyle bir hastalıktan dolayı vefat etmiş. Şiirlerinde genellikle eleştirel bi tutum sergilemiş. İnsanoğlunun basitliğinden, insanların cehaletinden şikayet etmiş. Tabi kadın güzelliği gibi konulara da değinmiş ve yasaklı şiirlerinden çoğu bu konu da zaten :D Diğer yasaklı şiiri ise "Şeytan'a Dualar"

Baudelaire hakkında araştırma yaparken bir çok Türk şairimizin ondan etkilendiğini öğrendim. Özellikle Necip Fazıl... Necip Fazıl çok çok sevdiğim bir yazardır. Araştırma esnasında karşıma çıkınca ayrı bir heyecan kapladı içimi. Sonralardan Baudelaire'ın şiirlerini okuyunca Necip Fazıl ile o kadar benzettim ki. Yani o olduğunu bilmesem Necip Fazıl derdim açık ve net. Daha da araştırma yapınca şöyle bir makale buldum. Benzerliklerinden bahsediyor. Size hemen göstereyim.

Çalar saat! Uğursuz Allah, korkunç, bir karar, 

Parmağı bizi tehdit eder, bize der: "Hatırla! " 
Bir hedefteymiş gibi dikilecek yakında 
Dehşet dolu kalbinde ürpermiş ıstıraplar; 



Kaçacak ufka doğru o buharı andıran 
Zevk, kulisin nihayetinde bir rakkas gibi; 
Her insanın bütün ömrü boyunca nasibi 
Nimeti bir parça yiyor senden de her an. 



Ve saniye, üçbin altıyüz kere saatte 
Fısıldıyor: Hatırla! Hatırla! - Koşan böcek 
Sesiyle, şimdi der: Ben 'Geçmiş Zamanım' gerçek, 
Ve emdim kirli hortumumla ömrünü işte! 



'Remember! ' Hatırla ey sefih! 'Esto memor! ' 
(Aşinasıdır hançerem bütün lisanların.) 
Dakikalar o külçelerdir ki fani çılgın, 
Altınını almadan atmaması doğrudur! 



'Hatırla' ki zaman muhteris bir kumarbazdır 
Hilesiz kazanır, bu bir kanun, her koyuşta. 
Gün sona eriyor; gece büyüyor; hatırla 
Susuzdur her girdap; su saati boşalır. 



Yakında çalacak saat ve ilâhî kader, 
Ve şan dolu Fazilet, henüz bâkire zevce, 
Ne nedamet o dahi (ah! son misafirhane!) 
Ve hepsi diyecek: "Vakit, koca ödlek! geber! " 
-Charles Baudelaire



Kimbilir nerdesiniz,
Geçen dakikalarım
Kimbilir nerdesiniz?

Yıldızların,korkarım,
Düştüğü yerdesiniz;
Geçen dakikalarım?

Acaba tütsü yaksam
Görünür mü yüzünüz?
Acaba tütsü yaksam?

Siz benim yüzümsünüz
Eğilip suya baksam,
Görünür mü yüzünüz?

Gitti bütün güzeller;
Sararmış biri kaldı,
Gitti bütün güzeller.

Gün geldi,saat çaldı,
Aranızda verin yer;
Sararmış biri kaldı!

-Necip Fazıl Kısakürek

Şimdi pek benzer gelmiyor sizlere ama makaleyi okusaydınız ve NF şiirlerine aşinaysanız ne demek istediğimi anlarsınız -Cümle düşüklüğü :'(- Kısacası Baudelaire kendi alanında en iyisiymiş. Büyüüük şairlere ilham kaynağı olmuş. Peki ben bu şairin bu kadar nesini sevdim?
 Bunu tek kare ile özetlemem gerekirse





Şiirlerindeki karanlık atmosfer çok ama çok hoşuma gitti. Daha önceki Sylvia Plath yazımı okuduysanız bu tür karamsar eserlerin hoşuma gittiğini hatırlıyorsunuzdur. Açıkçası ben çok ama çok fazla toplumdan şikayet eden birisiyim. İnsanların basitliğinden, düşüncesizliğinden, sıradanlığından kısacası insanoğlunun bu kadar özenti yani farkında olmamaları beni gerçekten sinirlendiriyor. Çevremdekilerin uyuduğunu düşünüyorum, kimsenin kendi fikirleri yok, okumuyorlar, araştırmıyorlar DÜŞÜNMÜYORLAR oradan buradan duydukları gördükleri fikirleri kendilerininmiş gibi davranıyorlar. Baudelaire işte bunları eleştiriyor. İnsanların kukla olduklarını belirtiyor.

Kitabın alternatif ön sözlerinden birinde şöyle diyor
"İblis, İlk günah, İyi insan. Eğer isteseydiniz Zorbanın gözdesi olurdunuz; Tanrıyı sevmek Tanrıya inanmaktan daha zordur. Tersine, bu çağın insanları için İblise inanmak İblisi sevmekten daha zor. Herkes onun hizmetine koşulur, ama. inanmaya gelince, kimse ona inanmaz. Yüce yüceliğin İblisin.

Kitap için bir çok ön sözü hazırlanmış ama hiç biri yayımlanmamış. Hepsini sonda ön söz tasarıları adı altında toplamışlar. Şairimiz bir tane önsöz hazırlayamayacak kadar kararsız demek ki. Buradan bile ruh tahlili yapabiliriz bir nevi. Ayrıca kitap "Okura'a" diyerek başlıyor. Yani ilk şiir biz okurlara yazılmış. Orada da insanlığa sesleniyor ve insanların iki yüzlü oluşundan bahsediyor. 

Kitaptan daha çok şiir paylaşmak isterdim ama burada paylaşamayacağım kadar uzunlar ve aralardan kıta paylaşırsam şiirin bütünsel sihiri bozuluyor iyisi mi siz internetten okuyun. Şiirlerin adlarını vereyim ama

*Kuğu (Victor Hugo'ya yazılmış)*
*Kendini Cezalandıran Kişi*
*Spleen (3-4 tane var hepsini okuyun güzeller)*
*Yedi İhtiyar (Bu da Victor Amca'ya)*

Ayrıca kitabın ön sözünde kitabının ne iyilik için ne de kötülük için yazıldığını, kız kardeşleriniz veya eşleriniz için değildir gibisinden şeyler yazıyor. Bilemiyorum cidden şiirlerinde yansıttığı ruhtan çok etkilendim. Bi kaç arkadaşıma gösterdim şiirleri pek sevmediler galiba herkesin zevkine de hitap etmiyor. Anlaşılması güç de olabilir galiba. Ya da benim gibi insanlığa garezi olanlar etkileniyor şiirlerden. Kısacası ben sevdim..

Umarım size biraz da olsa bilgi aktarabilmişimdir. Siz de beğendiyseniz ne mutlu bana :')) Yazıların hepsini önsözü kendim yazdım copy paste kesinlikle yok. Alırsanız bir yer için kaynak belirtirseniz memnun kalırım. Emeğe saygı :3 İyi geceler herkeseee!

13 Mayıs 2016 Cuma

Neler Oluyo

Selamlar! Yazmayalı olmuş baya galiba..... Üzücü bir durum benim gibi bloguna düşkün biri bu kadar ara vermemeli... Ama şey ben suçsuzum çünkü hiç vaktim yok. Okulu bıraktım zaten her sabah 10'dan akşam 20.30'a kadar dershanede ders çalışıyorum ve benim için çok çok daha yararlı oluyor. Tek sorun mezun grupla derse giriyorum.. Herkes 20 yaşında arada bi ben kaldım zaten küçük gösteriyorum sınıfta dalgaya alıyorlar beni. Şimdi şöyle ben dönemin başından beri dershanede bi çocukla çalışıyorum. Abim gibi gördüğüm biri o da mezun grupta. Anlamadığım konuları anlatıyor, sorularıma falan bakıyor. Derse de onunla giriyorum çünkü tek tanıdığım kişi o ve sınıfın geri kalanı beni korkutuyor........ İlk derse girdim hoca demez mi benim yanımdaki abiye "Hayrola kızını da mı getirdin ehuehehe"..... NE??? HOCAM NE DEMEK İSTEDİNİZ AFFEDERSİNİZ AMA?? Ben zaten gerginim sınıfta herkes bana bakıyo bi de adım F...'nın kızına çıktı daha bi gerildim. Artık beni gören aaa F'nin Kızı diyor :'<<<< Baban nerede diye soruyor hocalar :'<<<< Bu konuda dertliyim... Ama ders konusunda değilim çünkü çalışmaya başladım :') Afferim banaaa. Bilkent Siyaset veya Uluslararası İlişki istiyorum, bir de dilden girip Japonca yazacağım. Hayırlısı artık çok çalşımam gerek çünkü Bilkent Uluslararası İlişkiler 4000'LE(DÖRTBİN)'le alıyor................ Neyse artık ya .dd

Bu arada anime izlemeyi bıraktım çünkü izlediğim son anime olan CODE GEASS ÇOK CANIMI YAKTI! ARKADAŞLAR O NASIL SONDU YA Gerçekten çok çok üzüldüm ve animlere küstüm... Artık anime izleyebileceğimi sanmıyorum.

-----------------------------------------
Bu yayını yazıyordum sonra bıraktım iki hafta sonrasından tekrar yazıyorum syglr
----------------------------------------

>Tekrar selam! En son anime izlemicem falan diyomuşum ama Koutetsujou no Kabaneri'ye devam ediyorum. Yeni dönem animelerine baya başlamıştım ama sonradan CODE GEASS izleyip animeleri bıraktım.... Gerçekten yediremiyorum o sonu ya... Spoiler da vermeyeyim şimdi neyse..

Bu arada 2-3 kitap bi kaç tane de manga okudum ama yorumlamaya o kadar üşeniyorum ki.. O eski aktifliğimi yitirdim galiba ağlicam. Ama yazmak istediğim iki konu var birisi "Kötülük Çiçekleri" diğeri ise "Ruh Adam". Ruh Adam Hüseyin Nihal Atsız romanı. Açıkçası Atsız'a karşı önyargım vardı biraz. Çünkü çok keskin fikirleri var. Ama kitabını okumadan yargılamak istemedim ve tavsiye üzerine Ruh Adam'a başladım. İyi ki de okumuşum gerçekten harika bir romandı. Bir diğer yazmak istediğim konu ise Charles Baudelaire. Aku no Hana mangası ile araştırmaya başladım aslında. Edebiyat dersi dışında Baudelaire hakkında hiç bir bilgim yoktu. Sonra tesadüf eseri Aku No Hana yani Kötülük Çiçekleri adlı mangayı buldum. Gerçekten o da çok etkileyici bi mangaydı onun da mutlaka yorumunu yapacağım. Manga yorumlamayalı cidden uzun zaman oldu. Neyse ne diyordum ben Baudelaire hakkında araştırma yapınca asluında bir çok Türk şairin ondan etkilendiğini öğrendim. hele Necip Fazıl... PAris'te iki yıl kaldığı zamanlarda etkilenmiş baya. Baudelaire şiirlerini okuyunca zaten dondum kaldım aynı Necip Fazıl şiirleri gibiydi. Gerçekten baya etkilenilmiş neyse buna ayrı yayın zaten yazıcam.

Sevdiğim,etkilendiğim ya da hakkında araştırma yaptığım konulari da bloga eklemek istiyorum HEPİMİZ bilgilenelim ve sizin görüşlerinizi fikirlerinizi almayı çok isterim *-* Radyo'da da bahsedeceğim bugün zaten. Neyse daha uzatmadan öteki yayınlara geçeyim. Önce hangisini yazsam acaba hmm.....


11 Mayıs 2016 Çarşamba

Deneme birki

Ölmediğimi belirten post
-Bu gece güncellenecek-
-Öyle umuyorum yani-
-Umarım-
-İnşallah-

8 Nisan 2016 Cuma

Anime Yorumu: Prince of Stride

Selamlar! Baya uzun zaman oldu gerçekten nasılsınız? İnşallah iyisiniz ben kendim için yine uzuuun bir kişisel yazı yazacağım zaten o yüzden direk konuya giriyorum!
,
Prince of Stride
12 Bölüm

Prince Of Stride'ı günceldeyken takip ediyordum ama sonralardan ara vermiştim. Geçen gün finali izledim yorumunu bloga girmek için.  Biliyorsunuzdur animeyi tam bitirmeden yorumunu girmiyorum. Prince of Stride diğer spor animelerinden daha farklı bi konuya sahip. Yani farklıdan kastım spor dalı olarak farklı. Basketbol ve Voleyboldan sonra ir koşu temalı anime izledik yani. Koşmayı gerçketen çok ama çok seviyorum ben. Rüzgar saçlarımı uçuruyor falan kendimi çok özgür hissediyorum neyse buna da koşu diye APÜAĞAĞĞA diye bi hızla başladım ama beklediğimden daha farklı çıktı..


Gördüğünüz gifte de gördüğünüz gibi allahuekberlik efektler ve zıplamalar var. tamam spor animesi falan ama cidden bu kadar abartı olunca sevemiyorum ya. Bir de koşu olunca bu kadar abartı efektler olmaz diye düşünmüştüm ama yine aynı Kuroko No Basket'teki gibi yerçekimine falan karşı geliyorlardı dfdgjhgd Ama bu KnB'ye göre daha gerçekçiydi şimdi Allah var.

Yine klasik spor animesi olarak ilk başta yenilme sonra antreman duygular birbirimize ulaşsın falan filan ve final. Normal bir spor animesinde bu tema göze batmaz ama 12 bölüm olduğu için her şey oldu bittiye geldi. Ne ara tanıştınız ne ara antreman yaptınız bana göre kurgu yönünden gerçekten zayıf bir animeydi. Hani 24 bölüm falan olsa tamam eyvallah canıma minnet ama kısa da olunca dediğim gibi her şey oldu bitti.

Zaten finalde yarışın sonunu göstermemelerine hala sinirliyim.. YA SEN FİNALSİN NASIL SONDAKİ YARIŞI GÖSTERMEZSİN! Bu yüzden benden bi -286347 puan daha aldı. AMa ikinci sezon var galiba çünkü finalde öyle bi konuşma geçti bu daha başlangıç gibisinden


Kurgu bakımından ne kadar zayıf olsa da çizimler olarak bir o kadar güzeldi. Renkler ve çizimler konusunda çok başarılıydı. Zaten galiba biraz da çizimler için izledim. Karakterler çok tatlıydı. Ama klasik tavrlardaydı karakterler de. Birisi Kasıntı soğukkanlı -Bknz:Kageyama- Birisi tez canlı neşeli -Bknz:Kise- birisi takımı toparlayan kişi -Bknz: Asahi- Yani karakterler sanki diğer animelerden toplanmış gibiydi. Bilmiyorum aslında her karakter birbirine benzer ama spor animesi diye daha bi takıldım galiba. 


İzleyecek animeniz yoksa, spor animelerini ve yakışıklı beyleri seviyorsanız, izlerken sizi gaza getirecek bi anime arıyorsanız keyifle seyredebilirsiniz ancak benim gibi daha gerçekçi animeleri seviyorsanız sizin için orta halli kalabilir ;-;

KEYİFLİ İZLEMELEEER!


Tasarım: Şevval & Moka