29 Ekim 2017 Pazar

Ekim'in Sonuna Gelirken...

Selamlar! Sadece bana mı öyle geldi bilmiyorum ama bu hafta o kadar hızlı geçti ki... Göz açıp kapayana kadar hafta başı tekrar dibimizde bitti. Aslında ekim ayının kendisi toplamda 3 saniye falan sürdü sanırım. DAha 1 Ekim'de "YEEeeyeey ekime girdik, dizi film ayı" diye sevindiğimi hatırlıyorum ve şuan ise ekimin son günlerindeyiz... BU ARADA YARIN DOĞUM GÜNÜM huheuheue. Tam olarak Cadılar Bayramı'nda doğmuşum Allah affetsin :d
Şaka bir yana doğum günlerini hevesle beklemeyi bırakalı çok oldu. Lise zamanlarında olsaydım sanırım büyük bir heyecanla 30 Ekim'i beklerdim şuan ise ay sonu diye strese giriyorum. Hayat beni bu erken yaşımda memur kafasına çevirdi..


Bir de uzun zamandır uyku problemi çekiyorum ve ayakta zor duruyorum desem tam haliyle olur galiba. Ya uyuyamıyorum ya da uykumu alamıyorum. Gün içinde çok yorulduğumda ise hiç uyuyamıyorum. Ayrıca hantallaştığımı da hissediyorum. O eski canlı, neşeli halimden eser yok şimdi. Dönem dönem bohem takılan ben ise şuan ne bohem takılıyorum ne de neşeli. Artık eskisi kadar olaylar karşısında mızmızlanmıyorum. Bu seneki bazı olayları iki sene önce yaşasaydım eminimki çok farklı tepkiler verirdim ama şuan "amaaaaaan" moduna giriyorum. Sanırım mezuna kalmanın bıkkınlığı beni olaylara karşı duyarsızlaştırdı.

Bir Teşekkür!

YeEeeEEeEeeeeeyy ricamı kırmayıp blogumu bu harika şekile sokan, blogumun headerı ve arkaplanı ile ilgilenen Shuu'san'a çok teşekkür ederim :'))) Gerçekten çok beğendim. Ellerine ve emeğine sağlık. Sayesinde blog cidden içime sinen bir hal aldı. 
Tekrardan çok teşekkür ediyorum kendisine <3

17 Ekim 2017 Salı

I'll be there for my "blog"


Bu güzel şarkıyı blogumun gecikmiş doğum günü şerefine sizinle paylaşıyorum. En sevdiğim dizilerden birinin jeneriği olmasıyla birlikte bana hep ekim ayını anımsatır. Friends'teki arkadaşlık ilişkileri her ne kadar bizden farklı olsa da:D bana hep çok özel gelir çünkü ne olursa olsun hep birbirlerine destek çıkıyorlardı ve bir aile gibiydiler..
Neyse blogumun doğum gününü unutmuş olmanın verdiği hüzünle yazımı noktalıyorum..

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

BLOGUMUN DOĞUM GÜNÜNÜ KAÇIRDIM

 KENDİME İNANAMIYORUM BLOGUM 3 YAŞINA GİRDİ VE BEN BUNUN HAKKINDA YAZI YAZMAYI UNUTTUM..........

Öhö öhöm 24 Eylül 2014'te başlayan bu maceram bir sene ara verir gibi olsa da yüreğimde hala devam ediyor. 2014'ten beri blogumun teması değişti, kah yeni yazılar yazdım kah yazılarımı sildim, bazen yazdım bazenleri yazamadım, çoğunda saçmaladım ama DAHA DA çoğunda sizlere dert yandım. Bu 3 yıllık maceramda burada olan insanlar da elbet değişti bu hayatta neler değişmiyor ki..? Başlarda o kadar kalabalık bir gruptuk, insanların instagram ve youtube tarzı siteleri kullanması bloggera olan ihtiyacı azalttı ve sonunda burada kala kala bir avuç insan kaldık. Özür dileyerek ben de blogumu boşladığım için bunları utanarak yazıyorum. Ama ne olursa olsun bir yıl da olsa iki yıl da olsa buraya hep gelip bir şeyler gireceğim çünkü burada resmen büyümem var. Lisenin ilk yıllarından şu zamana kadar tuttuğum bu blog benim günlüğüm gibi ve açıp bazenleri okuyorum. İtiraf etmek gerekirse çok saçma yazılarım var ama silmiyorum çünkü geçmişimden kaçmam onları yaşamadığım anlamına gelmiyor :') 

3 sene içinde dertlerimi okuduğunu için ve zaman ayırıp yorum yazdığınız için sizlere minnattarım. Blogger'da artık olmayan dostlarım sizleri de çok özledim lütfen yazılarınıza geri dönüünn!! Burada tek başıma saçmalamak istemiyorum. Tekrardan bu zamana kadar blogumu takip eden ve beni destekleyen, yorumlarıyla bana güç veren herkese çok teşekkür ediyorum. Belki abartı olacak ama bloga devam etmemi sizler sağladınız. Lütfen beni gelecek senelerde de desteklemeye ve okumaya devam edin!! 


14 Ağustos 2017 Pazartesi

herkes nerede


herkes nerede ve blogger neden bu kadar boş hissettiriyor......................

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Dizi Tavsiyesi: Nigeru wa Haji da ga Yaku ni Tatsu (Japonya)

 
Nigeru wa Haji da ga Yaku ni Tatsu
(We Married as a Job) 
yapım yılı 2016
11 bölüm
45'er dakika
 
YA aşırı tatlış bir dizi izledim ama bu sefer konusunu gevezelik etmeye başlamadan yazacağım :>
Moriyama Mikuri üniversitede psikoloji bölümünü bitirmiş ama geçici işler dışında henüz tam zamanlı iş bulamamış sempatik bir kızdır. Çalıştığı şirkette işten çıkarılınca babasının ona bulduğu bir evde tamizlikçi/yemek yapıcı bir konumda çalışmaya başlar. Bu esnada araya Tsuzaki Hiramasa giriyor ki o da aşşşşırı disiplinli bir ofis çalışanı, diziden anladığım kadarıyla bilgisayar programcısı bence.. Sonracığıma kızın ailesinin taaaaaa Japonya'nın kırsalına yerleşesi geliyor ama Mikuri'nin gidesi yok çünkü kız daha yeni iş buldu. Evler de tek başına pahalı e napalım napalım Hiramasa-san'a diyor ki "Evlenelim!" ama tabi ki iş için.
Aşırı self-disiplinli Hiramasa ilk başta sıcak bakmasa da evde yemek ve temizlik yapacak biri gerektiği için kabul ediyor. Ve hemen anlaşma imzalıyorlar. Şu yasak bu yasak aylık şu kadar ücret alacaksın falan falan hooOOOoOop olaylar gelişiyor :^)
 
İlk önce şunu demeliyim ki başrolde Hoshino Gen oynuyor ve ben bunu bölüm sonu endinginde fark ettim. YA END O KADAR MÜKEMMEL Kİ BAKIN DİNLEYİN İZLEYİN
 
Diziyi izlemeden önce bu şarkıyı ve dansı biliyordum ama bu diziye ait olduğunu  bilmiyordum. Bölümün sonu çıkınca çığlık attım neredeyse :D
 
Neyse dizi yorumuna devam ediyorum. Öncelikle genç liseli kore dizilerinden sonra bu diziyi çöldeki bir bardak su misali içtim. Çünkü tamamen aile ilişkilerine ve toplumdaki eşler arası anlaşmazlıklara hitap eden bir diziydi. Eğer Türkçe altyazılısı varsa herese tavsiye etmek isterim ama sanırım yok ben de İngilizce altyazılı izledim zaten.
İkili ilişkileri çok masum ve derin işlenmişti bence. Bir insanın sevdiği kişi uğruna kendinden taviz vermesi gerektiğini ve EVLİLİKLERDE TÜM SORUMLULUĞUN KADIN ÜZERİNE yıkılmaması güzel işlenmişti. Gerçi spoiler gibi olmasın ama son bölümde Mikuri'ye aşşşşşırı sinirlendim evliliğe bakış açısı biraz sertti bana göre. Bu tek taraflı sömürme tarzı bir şey dedi ama bence evliliğin öyle bir şey olduğunu düşünmüyorum yani en azından sevdiğin biriyle evlendiysen.
 
Onun dışında dizide karakterler o kadar samimi ve tatlıydı ki. Sevmediğim, şu zayıftı diyebileceğim kimse yoktu. Özellikle başrollerimiz :')) Moriyama yani Aragaki Yui şu zamana kadar izlediğim en sempatik, en güzel gülüşlü, en sıcak japon kadın oyuncuydu. Diziyi izlerken araştırma yapınca Aragaki Yui'nin daha önceden 1 dizi ve 2 filmini izlemiş olduğumu fark ettim. Ama yapım tarihleri 2007 ve 2006 yani 10 sene geçmiş nasıl tanıyayım kızı çılgınlar gibi değişmiş bir de :D AMA ARTIK TAKİBİNDEYİM YUI-SAN!!
 
Sonra gelelim Tsuzaki-san'a yani Hoshino Gen'e ya bi insana bir rol bu kadar mı yakışabilir. Karakteri oynamadı yaşadı resmen. İlk bölümlerdeki durgun hali giderek ilerleyen bölümlerde açılması sonlara doğru gülümsemesi beni benden aldı. VE çok analitik düşünmesi ve alakasız yerlerde bile her şeyi ince detaylarına kadar hesaplaması beni bana tebessüm ettirdi :)
 
 
Dizide en sevdiğim sahne ise sarılma sahneleriydi. O kadar tatlıydılar ki!! Hele Tsuzaki'nin çocuksu heyecanı ve utanınca yüzünü gizlemesi..... Kedi gibi başını pat pat sevmek istedim.
Kısacası gerçekten güzel ve sımsıcak bir diziydi. Eğer izleyecek bir dizi arıyorsanız kesinlikle buna başlayabilirsiniz, tereddüt etmeyin. Her yaşa hitap eden bir dizi ve kesinlikle o klişe romantik sahneler yok. her şey düzeyince.
 

Umarım siz de benim kadar seversiniz!!!!!

 
not:bloggerda fotoğrafların boyut ayarlama şeyleri mi kalkmış yoksa benim bilgisayarımdan dolayı mı olmadı....??
 
 
 
 
 

9 Temmuz 2017 Pazar

Dizi Yorumu: Kuzu No Honkai

Selamlar! Öncelikle bu diziyi kasıtlı olarak izlemedim ve dizi genel olarak benim yapıma -ahlak anlayışıma- tersti. Çok ama çok fazla cinsel içerikli sahne vardı izlerken sürekli yuhh dedim. DURUN DİZİNİN KÜNYESİNİ yazmadım.... Her zamanki gibi............

Kuzu No Honkai
(Scum's Wish)
2017 yapım
10 bölüm/25 dakika 
Tür: :Okul, Dram ve :DDD
Şimdi ben evde sıkılmış oturuyordum bu arada bunu geçen ay izledim yani oruçların bitmesine son 5 gün falan vardı sanırım. Bu diziyi bitirdim ertesi gün tatile çıktık :D Eve de dün geldik bu arada vaktim olursa tatil yazısı yazacağım baya tarihi bi' yerlere gittik. Her neyse işte ben izleyecek bir şeyler arıyordum ve mydramalist'te en çok izlenen japon dizilerine bakıyordum bir şeyler bulmak için. Ya inanır mısınız hepsi mi shoujo dizi olur ya... O kadar çok romantik liseli drama izledim ki öğ geldi artık. Neyse efendim sonra bunu gördüm yapım yılı çok çok yeniydi ve mdl puanı da yüksekti (7/10) dedim başlayam bari. Her zamanki klasik tavrımla konusunu bile okumadan açtım feyvırıt dizi sitemi izlemeye başladım diziyi. Ama daha ilk dakikalardan bi şeyler olmaya başladı dedim wtf neler oluyur. Bu arada yine konusundan bahsetmeyi unuttum.....

Şimdi fotoğrafta gördüğünüz kişiler dizinin ana karakterleri. 3 öğrenci ve 2 öğretmen var. Çocuğun adı Mugi kızınki de Hanabi diğer kızın ismini unuttum neyse boşverin onu salak biri zaten. Senseilerden kadın olan müzik diğer gözlüklü erkek olan da edebiyat öğretmeni. Mugi müzik öğretmenine Hanabi de edebiyatçısına aşık. Ama bu ikisinin de senseileriyle geçmişleri var. Müzikçi önceden Mugi'nin özel hocasıymış falan Edebiyatçı da kızın komşuları ama abisi gibi, birlikte büyümüşler hep oniisan falan diyor. Okulun ilk günü iki öğretmen bu çocukların okuluna atanıyor ve işler başlıyor. Umutsuz aşık gençlerimiz sevdalarına kavuşamadıkları için diyorlar ki niye birbirimizle yiyişmeyelim.. YA YEMİN EDERİM BÖYLE DİYORLAR JHFGJDF
Bunlar çıkmaya başlıyorlar ama kendileri olarak değil. Mugi Hanabi için edebiyat öğretmeninin, Hanabi de Mugi için müzik öğretmeninin yerini alıyor. Öpüşürlerken mugi hanabi değil de sensei onii-san tarzı şeyler diyorlar ve düşünüyorlar. Aralarında da anlaşma yapılıyorlar. İşte birbirimize aşık olmayacağız, öpüşme dokuşmanının ilerisine gidilmeyecek (He sen onu benim külahıma anlat) falan falan. Bir de şu yazının başında bahsettiğim kız var ki allahın cezası onu hiç sevmedim bahsetmicem ondan.

Neyse tanıtımdan sonra yorumuma devam ediyorum. Öncelikle bu kadar +18 sahne varken ben bunu niye izledim çünkü karakterler ve psikolojileri o kadar iyi işlenmişti ki bırakamadım. Başta masum ve çocuksuyken hırslarına yenik düşüp herkesin karanlık tarafını ortaya çıkarması özellikle insanların kendi zevkleri için nasıl başkalarını görmezden geldiği ve insanoğlunun doyumsuzluğu çok etkileyici işlenmişti. Özellikle Hanabi'nin karakter gelişimi çok sarsıcıydı. Ayrıca diziyi diğer romancelerden ayran en büyük özelliği kimse romantik duygularla hareket etmiyordu herkesin ilk aradığı şey şehvet ve kendi mutluluydu.

Başroldeki kızı sevmedim, ikinci kızı da sevmedim zaten müzik öğretmeninin allah belasını versin yani ne diyim o kadın tam bir or*spu, edebiyat hocalarının hiçbir şeyden haberi yok adam tam bir kelebek.
MUGİ GEL BENİ BUL ASLANIM. Her ne kadar biraz şey olsan da............ seni sevdim, olsun anlaşabiliriz. AYRICA Mugi o kadar çok BTS'den Suga'ya benziyor ki izlerken çıldıracaktım hele sevişme sahnelerinde bakamadım bile benim Agust D'me ne yapıyorlar diye.... Mugi'yi sevdim ama tip olarak. Karakter olarak birazcık gavat çokk afedersiniz.

Ayrıca finali beni çok kırdı goddemit! Herkese küskünüm o kadar 10 bölüm izlediğime yazıklar olsun puh. Size tavsiye bu diziyi izlerken, kimseyi kimseyle shiplemeyin..........

Toparlayacak olursam ya ne bileyim çok tuhaf bir diziydi. İzlerken aşırı rahatsız oldum ama diziyi de bırakamadım çünkü karakterlerin akıbetini merak ettim. Psikoloji türünde başarılı bir dizi olduğunu düşünüyorum ama +18 kısmı daha az olabilirdi zaten dizi 25 dakika hani 10 dakikasında yiyiştiklerinde bi bayıyor insanı... Oyuncuları da gerçekten takdir ettim çünkü hepsi muhteşemdi özellikle Hanabi ve Müzik öğretmeni... İkisi de karakteri yaşayarak oynadılar resmen. Gerçekten takdir edilesi böyle bir yapımda oynamak büyük cesaret. Ben çok utanırdım anam babam izlese bir de aman yarabbi.... kjghkfhg
Kısaca rahatsız olmayacaksanız izlemenizi tavsiye ederim. Animesi de varmış ama böyle bir konuyu gerçek insanlarla izlemeniz daha etkileyici olur bence.

YA AŞIRI SUGA'YA BENZİYOR ÇILDIRCAM şuna bakın 
Akıl sağlığım.....

BİR SONRAKİ YAYIN DA GÖRÜŞMEK ÜZERE!!!!!!


20 Haziran 2017 Salı

Anime Yorumu "Gakkou Gurashi"

SELAMLAAAAAAAAAAAAAAAAR. Beni özlediniz mi ben sizi özledim (: Yazdığınız yayınları okumaya çalıştım elimden geldiğince ama siz de çok şey yazmadınız niye yazmadınız....

ANİMEYE DÖNECEK OLURSAM LÜTFEN BU ANİMEYİ KONUSUNU BİLMEDEN İZLEYİN. Yani başlarken ne yorumlara bakın ne de görsellere, lütfen klasik okul animesi bu ne böyle öüğğ demeyin ve ilk bölümü bitirin eminim ki gözleriniz O-o böyle olacak.
Bu arada anime yorumu yazmayalı aşırı uzun zaman olmuş normalde neler yazdığımı unutmuşum sanırım önce animenin özelliklerini yazıyordum...
NOTE; Az önce eski yayınlarıma baktım yazmıyormuşum yani sık sık yazmıyormuşum :d

Öncelikle animede 5 main kız karakterimiz var ve bunlar "Okul Yaşam Kulübü" adında bir okul kulübüne üyeler. Tamam bitti bu kadar çünkü gerisi tamamen spoilera girer o yüzden şimdi ben kendi görüşlerimi yazacağım. 

Öncelikle başroldeki pembe saçlı kız *afişte de görebilirsiniz* beni kanser etti çünkü aşırı kawaii bi konuşması vardı böyle eğw eğw diye konuşuyordu ki ben çok deli olurum öyle karakterlere -UMARU HARİÇ HAUHAUAa- Halbuki animeyi bana öneren arkadaşım çok sevimli bulmuş beni linç ediyordu. 
Eğer moe karakterlerle sıkıntınız yoksa bu animeyi rahatlıkla izleyebilirsiniz. Animenin ana konusu aşırı güzel ve konuyu bu renkli liseli moe kızları kullanarak gizlemişler tek sıkıntı  insanların önyargılı yaklaşıp son dakikaya kadar izlememesi galiba. Çünkü her şey o kadar normal ve mutlu gözüküyor ki ama aslında hiç öyle değil..................... İlk bölüm sonu WtFF olmuştum.
Tek sıkıntısı bana göre bazen dozu fazla abartmışlar hani bazı bölümlerde olaylar gelişiyor ve kızlar hiçbir şey olmamış gibi sonnraki bölüm havuza falan gidiyorlar. Bu çok göze batıyordu ve izleyici yuhh diyordu. Yani ben yuhh dedim. Bu arada anime 12 bölüm.

Kısacası spoiler olmasın diye kısa tuttum ama bence izlenebilecek ve konusu farklı bir animeydi. Kısa olması da izlemeyi kolaylaştırıyor ve sıkmıyor. Sadece finali biraz zayıf buldum ama mangada farklıymış galiba bir de mangayı okuyacağım. Olaylar yavaş olsa da olunca da ama ÇAT diye oluyordu :D izlenebilir bir animeydi. Nolur başka bir şey bilmeden başlayın animeye ve izlediğinizde bana yorum yazın nasıl bulduğunuz hakkında!!
Görüşürüzz


İYİ SEYİRLEEEER~~~











17 Mayıs 2017 Çarşamba

AYOoO LADIES 'N GENTLEMAN



Nasıl gidiyooor?? Aylardan sonra pc'den blog giriyorum ya rabbi bu nasıl bir rahatlıktır. Klavyede yazı yazmayı özlemişim. Aslında bloga yazı yazmayı özledim, eski ortamımızı özledim.. Özlediğim çok fazla şey var.. Üzülüyorum.....

Kendimle çatışma içerisindeyim klasik dibe vuruşlar ama ara ara oluyor. Yani hemen toparlanıyorum eskisi gibi ergen değilim galiba :') Düşünceler kafama dolunca bir de aklıma çoğu zaman eskiden yaptığım hatalar, kalbini kırdığım insanlar ve pişmanlıklarım geliyor. Yani sadece beni ilgilendiren b ir şey olsa pek aklıma takılmıyor genelde ama benim dışımda birileri daha kötü hissediyorsa işte o zamanlar içimi bi boşluk kaplıyor. Aslında boşluk da değil midemde bir kütle oluşuyor ve kendimi yumruklamak istiyorum.

Böyle zamanlarda yeter diyorum kendime. "Yeter" daha ne zamana kadar geçmişte takılı kalacağım ki. Hatalarımı düşününce geleceğe ilerleyemiyorum ki yerimde saymak en korktuğum şeylerden biri sanırım. İlerlemek istiyorum ne olursa olsun. Bu hayatta kendimi geliştirmek istiyorum. Kimsenin okumadığı kitapları okumak, kimsenin dinlemediği müzikleri dinlemek kimsenin izlemediği filmleri izlemek istiyorum. Ne olursa olsun ilerlemek ve hayatıma devam etmek istiyorum.

HEY BUNU OKUYAN KİŞİ ne olursa olsun yaşamaya devam et. Belki çok çok fazla dertlerin var, bir yakının hasta veya sen hastasın. O zaman hayatın değerini benden daha iyi biliyorsundur değil mi? Sence günlerini hüzüne sarılarak mı geçirmelisin? Dışarı çık ve her zaman yanından geçtiğin, detaylıca incelemeye tenezzül bile etmediğin binalara, ağaçlara hatta yollara bile ilk defa görüyormuş gibi bak. Kalabalık bir yere gidip oradaki insanların mimiklerini ve davranışlarını incele. Küçük çocukları gülümset çünkü onlar henüz hayatı bilmiyor sence iyi bir başlangıç yapmayı herkes hak etmez mi? Eski bir kitapçıya git ve rafların en arkasından sararmış bir kitabı alıp oku. Belki hiç bilmediğin bir diyara götürecek seni. 
Bu dediklerim çok bayat ve kişisel gelişim kitabıvari bir şeyler gibi geliyor olabilir, bu saçma öğütlere karnınız tok olabilir, sizi tatmin etmiyor olabilir o zaman yorum bırakın ve kendi kafanızdaki şeyleri yazın. Niye bunların işe yaramadığını söyleyin ve ihtiyacınız olan şeyi birlikte bulalım? Yorum olarak yazmak istemezseniz mail adresim her zaman hizmetinizde sadece benim gibi bazı kişilerin de hayata sarılmasını ve umudunu devam ettirmesini istiyorum. 

Lütfen arkadaşlar yaşamdan ümidi kesmeyin, toplumdan ümidi kesmeyin. Hala yapacak bir şeyler vardır. Sadece aramaya devam edin eminim kafanızdan geçen şeyler bir gün size cevap olarak dönecektir.

Sevgilerimle....

mail adresim :3
blogun sağına bir şey ekledim :^) Oradan da yazabilirsiniz, umarım yardımcı olabilirim. Unutmayın tanımadık birisi bazen yakınlarınızdan daha yardımcı olabilir ^^

11 Nisan 2017 Salı

İç Monolog

UTAN ATLANTİSLİ UTAN EN SON OCAK AYINDA YAZMIŞSIN...
ama sınav senesi canım blogum
AMAN SANKI SINAVIN İYİ GEÇTİ DE Bİ DE SINAV SENESİ DİYOR 
ya niye böyle diyosun :<<<
DOĞRU AMA ÇALIŞSAYDIN ADAM AKILLI
çalıştım ya sen benim blogumsun benim tarafımda olman gerekiyor??????
BEN BLOGUN VE İÇ SESİNİM. HEP SEN İÇİNİ DÖKTÜN BURAYA SIRA BENDE SUS ŞİMDİ 
neler oluy-
SUS 
nolu-
SORUMLULUKLARININ FARKINDA OLMALIYDIN. ARTIK KAÇMA.
GERÇEKLİK SENİN HEP YAKANDA OLACAK ATLANTİSLİ. NEREYE KADAR KAÇACAKSIN?
kaçabildiğim yere kadar
ZAMAN GEÇİYOR, PİŞMAN OLACAKSIN. HATTA ŞUAN BİLE PİŞMANSIN DEĞİL Mİ?
....
SONUNDA MUTSUZ OLACAK KİŞİ YİNE SENSİN. HAYAL DÜNYASINDAN ÇIKMAN GEREKİYOR. 
ama nasıl?
GERÇEKLIĞE DÖN
nasıl??
hey
konuşma yapıp kaçamazsın 
Tam da sahibinin yapacağı bir şeyi yaptın canım blogum. Kaçmak.....
Sence nereye kadar kaçabileceğiz?

1 Ocak 2017 Pazar

Anime Tavsiyesi: Barakamon


Bu sene açılışı anime ile yapmıştım, senenin kapanışı da anime yayını ile yapmak istedim. Hem de bugün bitirdiğim bir anime olaan 12 bölümlük aşırı tatlı, sevilesi bir anime olan Barakamon!
Handa Seishu bir kaligrafi sanatçısı ve Tokyo'da yaşıyor. Aşırı rekabetçi bir insan ve ilk bölümde eserine yapılan acımasız bir eleştiri yzünden patronunu yumrukluyor. Babası da onu aklı başına gelsin(?) diyerek Japonya'nın ücra bir adasına yolluyor. Tabi Handa Senseimiz buraya adapte olabilmede baya sıkıntı yaşıyor. Çünkü köy yani. Adam Tokya'dan köye geliyor lol.

O kadar sıcak bir animeydi ki. Karakterleri de bir o kadar içtendi. Özellikle de NAru :'3 Öyle afacan bir komşu çocuğumuz olsun isterdim hatta direk o köyde yaşamak isterdim. Animede geçen komşuluk ilişkilerine o kadar özendim ki. Hepsi yıllar önce köylerde yaşanan şeylerdi büyük ihtimalle. SENDEN NEFRET EDİYORUM BÜYÜKŞEHİR! 
HANDA sensei de aşırı harika ve troll bir karakter. Özellikle de seiyuusu Ono Daisuke olunca çok daha etkili oldu. Ono Daisuke bi de Hiroshi Kamiya... Konuşsunlar saatlerce dinlerim.. A bakın bi de Fukuyama Jun var onu da pek severim sevgili kalp kırıklığım Lelouch ve trol Koro-sensei'nin sesi, kalbi. Neyse sakinliğimi koruyarak yayına devam ediyorum.

Köy halkının o samimiyeti, çocukların neşeli oluşu, diyaloglar kısacası bu anime aşırı kafa dağıtmalık ve eğlenceli. Gülmekten animeyi durdurduğum zamanlar olmuştu.


Ayrıca her slice of life animesinde olduğu gibi burda da Japonya'nın köyü o kadar güzel gösteriliyor ki. Gerçekten böyle mi acaba diye hep düşünüyorum ama söz konusu Japonya olunca tabi ki böyledir. Japonya sen harika bir yersin.... İLERİDE JAPONYA'YA GİDERSEM KESİNLİKLE ADALARI VE KÖYLERİ GEZECEĞİM. Gelip buraya da yazarım slice of life animelerine birinci elden kaynaklık ederim :'D

KISACAsı mutlu olmak isteyenlere, kafam dağılsın, günüm güzel geçsin diyenlere bu animenin ismini yazıp verin. Gerçekten sevecekler buna inanıyorum. 

VE MUTLU YILLAAAAAAAR 

edit: lol bu yazıyı perfect bluedan önce yayınlamam gerekiyordu ama bunu yazarken yan sekmede bir şeylerle uğraştım sonra da filme dalıp bunu yayınlamayı unuttum :(((( Şuan da istifimi bozmadan yayınlıcam valla. Zaten benim blogumda her şeyin düz gitme olanağı olamaz yani djdjjdjd.




Anime /Movie/ Yorumu: Perfect Blue

Perfect Blue
1 saat 21 dakika
1997 yılında yapılmış
Yapımcısı Paprika'dan tanıdığınız Satoshi Kon

Yeni yılın son yayını anime yayınıydı -yaniöyleolması gerekiyordusizöyleymişgibidüşününteşekkürler- İlk yayın da anime olsun zaten yeniyıla Perfect Blue izleyerek girdim. Saat 00.00 da havaifişekler patlarken ben yatakta gerim gerim gerilmekle meşguldüm. AYRICA bana burdan bu animeyi öneren twitter takipçime teşekkür ediyorum. BANA YILBAŞINDA İZLENECEK BİR FİLM OLDUĞUNU SÖYLEMİŞTİ. Kardeşim psikolojimi geri verir misin? 

Bu anime filmini tanımlayacak olsam tek kelime "Rahatsız Edici" olurdu. Çünkü gerçekten o kadar rahatsız ediciydi ki.. Karakterlerin çizimleri, kızın o yumuşak sesi ve geçen ortamlar, kullanılan müzikler VE SAHNELER. Bu tür şeylerden ben kolay etkilenirim yani izledikten sonra noluyo ya diye kafamı yastığa gömüp bekledim. Sonra uyuyakalmışım gerçi :'D Filmin etkisiyle uyuyamam diyordum ama uyudum. Benim bazı şeylerden etkilenmem yaklaşık 10 dakika falan sanırım.
 Neyse ne diyordum işte çok rahatsız ediciydi. Çünkü bir süre sonra neyin gerçek neyin illüzyon olduğu kafamı o kadar karıştırdı ki dedim herhalde delirdim.


BU ARADA SİZE HEYECANDAN FİLMİN  KONUSUNDAN BAHSETMEYİ UNUTTUM ÇOK ÖZÜR DİLERİM... 
Mimarin diye bir kızımız var ve bu kız 3 kişilik bir jpop kız grubunun üyesi. Anc
Tasarım: Şevval & Moka